Print Friendly and PDF

Translate

Roma İmparatorluğu'nun Çöküşü (1964)

|

 

Bu filmi seyretmelisiniz...

Formun Altı

 

Roma İmparatorluğu'nun Çöküşü

The Fall of the Roman Empire


Yönetmen

Anthony Mann

Senaristler

Ben Barzman
Basilio Franchina
Philip Yordan

Yapımcı

Samuel Bronston

Başroller

Sophia Loren
Stephen Boyd
Alec Guinness
James Mason
Christopher Plummer
Anthony Quayle
John Ireland
Ömer Şerif
Mel Ferrer

Görüntü yönetmeni

Robert Krasker

Kurgucu

Robert Lawrence

Besteci

Dimitri Tiomkin

Renk süreci

Renkli (Technicolor)

Yapım şirketi

Samuel Bronston Productions

Dağıtım şirketleri

Paramount Pictures (ABD)
Arthur Rank (İngiltere)

Çıkış tarihleri

24 Mart 1964, İngiltere
27 Aralık 1965, Türkiye (Atlas Sineması)
18 Nisan 1978 (As Sineması)

Süre

188 dakika

Ülke

Amerika Birleşik DevletleriABD

Dil

İngilizce

Bütçe

19.000.000 $

Hasılat

4.750.000 $

Roma İmparatorluğu'nun Çöküşü, 1964 ABD yapımı tarihi epik filmdir. Özgün adı The Fall of the Roman Empire olan film Türkiye'de ilk kez 27 Aralık 1965'te 3 saatlik özgün uzunluğuyla gösterime girmişti. 18 Nisan 1978 tarihinde ise bu kez epeyce kısaltılarak ve İmparatorlar Çarpışıyor adıyla sinemalarda tekrar gösterilmiştir.[1][2]

Özgün senaryosunu Ben Barzman, Basilio Franchina ve Philip Yordan'ın birlikte yazdıkları filmi Anthony Mann yönetmiş, 70 mm geniş perde Ultra Panavision görüntülerini Robert Krasker çekmiştir. Filmde, başta dönemin yıldız oyuncuları Sophia Loren, Stephen Boyd, Alec Guinness, James Mason, Christopher Plummer, Anthony Quayle, John Ireland, Ömer Şerif ve Mel Ferrer olmak üzere çok geniş bir oyuncu kadrosu yer almıştır. Filmin zengin kostümleri, 1960'lı ve 1970'li yıllarda popüler olan ve özellikle de İtalya'da bolca üretilen ve "Sword and Sandal Films" (kılıçlı sandaletli filmler) de denilen tarihsel epiklere malzeme temin eden İtalyan firması Cerratelli & Peruzzi tarafından yapılmıştır. Dimitri Tiomkin'in film için bestelediği özgün müzik 1965 yılında Oscar'a aday gösterilmiş, Altın Küre ödülünü kazanmıştı.

Şöhretlerden oluşmuş olağanüstü geniş oyuncu kadrosu, göz kamaştırıcı görsellerine ve 19 milyon dolarlık (2009'un 131 milyon dolarına denk geliyor[3]) bütçesine rağmen eleştirmenler tarafından vasatın üzerinde bir tarihi epik olarak nitelendirilen bu üstün yapım, aynı zamanda yapımcısı Samuel Bronston'u iflasa sürükleyen film olarak da kötü bir şöhrete sahiptir.[4]

"Roma İmparatorluğu'nun Çöküşü", İmparator Marcus Aurelius (Alec Guinness)'un hükümdarlığının son günlerinden başlayarak oğlu ve halefi Commodus (Christopher Plummer)'un başa geçtiği 180 ve 192 yılları arasındaki dönemi ele almaktadır. Bir dönemin ihtişamlı ve heybetli imparatorluğunun savaşlar ve siyasi çalkantılarla sarsılması, önce iktidar hırsı ve sonrasında iktidarın yitirilmesinin getirdiği yıkıcı sonuçlar destansı bir dille anlatılmaktadır.

Filmin özgün senaryosuna dayanarak Harry Whittington tarafından yazılan aynı adlı bir roman da o yıl piyasaya verilmişti (Fawcett Publications, Inc. & Frederick Muller Ltd., 1964).

Konusu

Film, Roma İmparatorluğu'nun çok uzun yıllara yayılacak olan çöküş döneminin sadece başlangıç yıllarını yani M.S. 180 ve 192 yılları arasını kapsar. Beş İyi İmparator'dan sonuncusu ve aynı zamanda bir filozof olan yaşlı İmparator Marcus Aurelius (Alec Guinness), Roma'ya bağlı eyaletlerin ordularıyla birlikte kuzeyli Germen kabilelerine karşı Tuna boylarında bir savaş sürdürmektedir. Hasta olan ve ömrünün sonuna geldiğini hisseden Aurelius, ordugâhında kızı Lucilla (Sophia Loren) da varken tahtını o sırada Roma'da olan ve pek de hoşlanmadığı oğlu Commodus (Christopher Plummer) yerine en güvendiği komutanı olan Livius (Stephen Boyd)'a bırakacağını açıklar. Livius bu teklife itiraz eder ama tamamen de reddetmez. Zaten bu durum Roma'da alışılmadık bir şey değildir ve kendisinden önceki dört İmparator da hep kendi yerlerine evlatlıklarını geçirmişlerdir. Livius (Livius senaryo gereği yaratılmış kurgusal bir karakterdir) İmparatorun ailesinin içinde büyümüştür ve Commodus'la çok yakın arkadaşlardır. Üstelik çocukluklarından beri Lucilla'yla da birbirlerine aşıktırlar ve evlenmeyi düşünmektedirler. Ancak İmparator Aurelius doğudaki Part Krallığı ile olan sınırını sağlama almak için politik nedenlerle kızı Lucilla'yı Ermenistan Kralı Sohamus (Ömer Şerif)'la evlendirmek istemektedir ve bunun için de Krala bir söz vermiştir.

Roma'dan dönen Commodus babasının plânlarını öğrenince çılgına döner ve o zamana kadar kardeşi gibi gördüğü Livius'a düşmanca davranmaya başlar. Marcus Aurelius henüz halefini resmen ilan etmemişken, Commodus'un bilgisi dışında bazı suikastçılar tarafından zehirlenerek öldürülünce başka seçeneği kalmayan Livius, Commodus'u Sezar ilân etmek zorunda kalır. Commodus da karşılığında Livius'u tüm Roma ordularının başkomutanı ve İmparatorluğun ikinci adamı yani sağ kolu yapar.

Artık İmparator olan Commodus babasının o zamana kadar sürdürdüğü ve onun bir zafiyeti olarak gördüğü 'barış ve özgürlük' politikalarını (Pax Romana) terkederek yeni vergiler çıkartır ve özellikle doğu eyaletlerinden yüklü haraçlar almaya başlar, bu da yeni isyan ve ayaklanmaların çıkmasına neden olur. Oysa bu sırada kuzeyde Aurelius'un eski politikalarını sürdüren Livius bu bölgelerde daha olumlu sonuçlar almaktadır. Livius ele geçirdiği Germen liderlerine birer Roma vatandaşı olmalarını ve boş topraklara yerleşerek tarımla uğraşmalarını önerir ve onları Roma'ya getirir. Roma Senatosu sert tartışmaların ardından bu teklifi onaylar. Bu durum Livius'la Commodus'un arasını açar. Commodus Livius'u görevlerinde azleder, ancak Ermenistan ve diğer doğu eyaletleri isyan edip ittifaktan ayrılmaya kalkışınca tekrar Livius'a başvuracaktır.

Livius doğudaki isyanları bastırıp Roma'ya döner. Veba salgınının da vurmuş olduğu kentte siyasi huzursuzluk başgöstermiştir. Çılgın bir megaloman haline gelmiş olan Commodus, verdiği sözlerden dönmüş ve Senato tarafından Roma vatandaşlığı hakkını kazanmış olan Cermen halkını önce kılıçtan geçirmiş, hayatta kalanları da meydanda yakmak üzeredir. Livius kuzey ordularının başında Roma'yı kuşatır ve Commodus'u tahtı bırakmaya zorlar. Ama Commodus Livius'a bağlı lejyon askerlerini altın dağıtarak satın alır. Yalnız kalan Livius'u ve kızkardeşi Lucilla'yı Cermenlerle birlikte yakmaya kalkar. Kendisine aşırı güveni gelmiş olduğu için Livius'u elleriyle öldürmeye kalkar, meydanda yaptıkları kılıç düellosunda Livius Commodus'u öldürür. Ancak başkentte yozlaşma had safhaya ulaşmıştır. Livius Lucilla'yla birlikte uzaklaşırken Sezar olmak için senatörler arasında bir açık arttırma başlamıştır bile.

Tarihi farklılıklar

Filmin konusu M.S. 180 ve 192 yılları arasında geçer. Batı Roma İmparatorluğu'nun 476 yılında tamamlanan ve aslında 300 yıla yayılan uzun çöküş döneminin (1453 yılında tamamlanan Doğu Roma İmparatorluğu'nun çöküş dönemi daha da uzun sürmüştür) sadece başlangıçtaki 12 yıllık dönemini ele alan bu epik film, benzeri üstün yapımlarda çoğu zaman yapıldığı gibi tarihi gerçeklerden bazı sapmalar gösterir. Öncelikle Stephen Boyd'un canlandırdığı Livius karakteri kurgusal bir karakterdir ve hikâye oluşumuna katkıda bulunması için filme katılmıştır. Gerçekte vebadan öldüğü bilinen İmparator Marcus Aurelius (Alec Guinness) filmde bir cinayete kurban gitmekte ve zehirlenerek öldürülmektedir. Keza gerçek hayatta hamamda boğularak öldürülen Commodus (Christopher Plummer)'un ölümü filmde bir düello sonunda Livius'un elinden olmaktadır.[4]

Commodus'un kızkardeşi Lucilla'nın ağabeyinin politikalarına karşı çıkması gerçektir, hatta Commodus'a suikast düzenlediği için idam edilmiştir. Ancak filmde gösterildiği gibi politik nedenlerle Ermenistan Kralı ile evlendirilmesi doğru değildir. Üstelik filmde tarihsel gerçeklere aykırı olarak ölümden de kurtulmaktadır. "Dört ordu muharebesi" denen ve Roma'ya sadık Kuzey orduları ile doğudaki iki isyancı Roma eyalet ordusu ve Ermeni ve Pers orduları arasında gerçekleşmiş gibi gösteren böyle bir savaş da gerçekte olmamıştır.

Film Altyazı

LuftWaffe Tarihteki en büyük sorulardan ikisi Roma'nın nasıl yükseldiğinin  ve nasıl çöktüğünün cevaplanmasıdır.

 Bu gerçeği kavramaya yaklaşabiliriz,  ancak Roma'nın çöküşünü hatırladığımızda .

aynen yükselişini hatırladığımız gibi  sebebin bir değil, bir sürü olduğunu anlarız.

 Ve bu çöküş, kısa bir sürede olmadı.

 300 yıla yayılan bir süreçti.

 Bazı devletler Roma'nın çöküş süreci kadar bile yaşayamadı.

 Milattan sonra 180 yılında, İmparator Marcus Aurelius, Roma lejyonlarının başında, Cermen kabilelerine karşı Avusturya sınırlarına sefer düzenledi.

 Yüce Sezar, tanrıların işaretleri kötü.

 Kalbini bulamadım.

 Themonitus, ben küçük bir çocukken,  gizli bir korkum vardı.

 Karanlık çöktüğü zaman, bir daha hiç kalkmayacak zannederdim.

 Ama hayatlarımızı zifiri karanlıkta yaşadıktan sonra  bunun küçücük bir korku olduğunu anlıyorum şimdi.

 Yine de Yüce Sezar,  güneş daima yükselir,  her zaman yükselecektir.

 Öyle mi dersin?

 Derler ki gecenin güne dönmeye başladığı zamanlarda ölen insanların sayısı, gündüz ölenlerden daha çoktur.

 Bence gece kulaklara fısıldıyor: "Bırak, Batı'ya gel benimle sonsuza kadar uyu.

" Yeni bir gün ne getirir ki?

 Yeni bir gün ne getirir sana Themonitus?

 Sıcaklık Hayat Renk İnsanlar Yüce Sezar, Güneş Aynı öngördüğün gibi.

 Seni tebrik ederim Themonitus.

 - Themonitus.

 - Levius.

 Levius mu?

 Sezar nasıl?

 Bu soruya cevap vermek için, duruma üç açıdan bakmamız gerek.

 Bir: İmparatorumuz 17 yıldır savaşıyor ve çok zor koşullarda yaşıyor.

 İki: Hiçkimse Marcus Aurelius'u gürbüz bir adam olarak tanımlamaz.

 Themonitus hakkında da askerlerin arasında bir espri var.

 Diyorlar ki, Themonitus'a günün tarihinin ne olduğunu sor, sana o gün hakkında konferans versin.

 Sizi iyi gördüm Yüce Sezar.

 Bütün valiler, bütün krallar, imparatorluğun tamamı sizi aşağıda, vadide bekliyor.

 Onları buraya özel bir sebepten ötürü çağırdım.

 Ve oğlum Commodus'u da tabii.

 En iyi arkadaşın Commodus'u.

 Bana şu barbarların yaşadığı, ormanlardaki son seferinden bahset biraz.

 İki-üç kere liderleri Balimar'ı yakaladığımızı zannetmiştik ama her defasında elimizden kurtulmayı başardı.

 Birkaç güne kalmaz, size onun kafasını getireceğim Sezar.

 Hayır Levius, bana onun kafasını getirme.

 Kafası benim işime yaramaz.

 Bana onu canlı getir.

 Ama O, barbarların kalbi.

 İşte o yüzden bana barbarların kalbini getirmelisin.

 Onunla konuşmak istiyorum.

 Onunla konuşmak mı?

 Roma, bin yıldır varlığını sürdürüyor, Şimdi onlarla barış içinde yaşamanın yolunu bulma vakti, Barbar dediğin insanlarla O yüzden bana Balimar'ı getir.

 Canlı olarak ve çabucak.

 Lucila'nın burada olduğuna dair söylentiler var.

 Lucila, Sezar'ın kızı.

 Evet Sezar'ın kızı Köpeğin, kartaldan korkması gibi Kuzunun, kurttan korkması gibi benim kalbim de korkuyla dolu.

 Vesta anne, Roma'nın ölümsüz annesi, bana yardım et.

 Babama sağlığını geri ver.

 İmparatorluğun üzerine çöken tehlikelerden bizi koru.

 Tüm Roma'ya barış hakim olsun.

 Çok güzelsin Güzelsin?

 Bunun anlamı nedir?

 Anlamını unutalı çok uzun zaman oldu.

 Roma'da iken neden beni görmeyi bile denemedin?

 Hiçkimseyle görüşmek istemiyor gibiydin.

 Dünyadan uzakta yaşayarak, huzur bulacağımı düşünmüştüm.

 Ama daha sonra yalnız olmakta gerçek bir huzur olmadığını farkettim.

 Sadece yalnızlık vardı.

 Ben de çok yalnızdım Lucila.

 İşte buradayım Levius.

 Eğer babamın sağlığı iyiye giderse, ve bir asker olarak görevlerini engellemeyecekse, birbirimizi görebiliriz.

 Eğer sen de istersen İstiyorum.

 Petra Kralı Kitritdarte, Hoşgeldin Kitritdarte, Hoşgeldin Petra.

 Omnia Kralı Costabokus, Omnina Kralı Costabokus'a selamlar.

 Severius, Yahudi ülkesi 2.

 konsülü.

 Afrika.

 - Hoşgeldiniz - Perjileana, Suriye 2.

 konsülü.

 Hayır, bence Mısır valisi Marcelus bu.

 Marcelus, Sezar'ın dostu.

 Peki bu kim Themonitus?

 Perjileana, Suriye 2.

 konsülü.

 En derin teşekkürlerimi sunarım, Themonitus.

 Perjileana, Sezar'ın dostu.

 Hoşgeldin Pericleas, Atina 2.

 konsülü.

 Atinalı Pericleas.

 Roma, Ermeni Kralı Hamas'ın, bizimle birlikte olmasından gurur duyuyor.

 Yüce Sezar, Ermenistan'ın tek dileği Roma'ya daha sıkı bağlarla bağlanmaktır.

 Britanya'dan Perthinas, Hoşgeldin Perthinas, Hoşgeldin Britanya, Selam sana Sezar! Selam sana Sezar! Selam sana Sezar! Valiler, konsüller, Prensler Mısır'ın çöllerinden, Ermenistan'ın dağlarından, Galya'nın ormanlarından, ve İspanya'nın ovalarından buraya geldiniz.

 Birbirinize benzemesiniz de aynı giysileri giymeseniz de aynı şarkıları söylemeseniz de aynı tanrılara tapınmasanız da Kara kökleri ve yeşil yapraklarıyla koca bir ağaç nasıl oluşuyorsa, Sizler de Roma'yı oluşturuyorsunuz.

 Etrafınıza ve kendinize bir bakın, ve Roma'nın büyüklüğünü görün.

 200 yıl önce Galyalılar en büyük düşmanımızdı.

 Ama şimdi onları dost olarak selamlıyoruz.

 Tüm dünyada, bizim hala düşmanımız olan sadece iki bölge kaldı.

 Bir tanesi burada, kuzeyde, Barbarlar diye adlandırılan insanlar, diğeri de Doğu'da, Pers ülkesi.

 Sadece bu iki sınırda duvarlar, çitler, kaleler ve düşmanlık bulabilirsiniz.

 Ama bunlar, Roma'nın istediği şeyler değil.

 Roma, medeni sınırlar istiyor, Roma'nın medeni sınırlara ihtiyacı var.

 Uzun savaşlar yapmak zorunda kaldık.

 Acılarınız ve sıkıntılarınız çok büyük oldu.

 Ama şimdi yolun sonuna geldik.

 İşte, Barış yüzyılı, elimizi uzatsak alabileceğimiz mesafede Gerçek bir Romalı Barışı.

 Nerede yaşıyorsanız yaşayın, derinizin rengi ne olursa olsun, barış, kazanıldığı vakit, hepinize gelecektir.

 Hepinize! Roma vatandaşı olmanın yüksek ayrıcalığı! Yüce Sezar, iyi misiniz?

 Yan tarafımda küçük bir ağrı var.

 Geçer.

 Artık eyaletler yok, koloniler yok.

 Sadece Roma var.

 Her yerde Roma var.

 Eşit uluslardan oluşan bir aile.

 Önünüzde uzanan şey işte bu.

 Tanrı o günün gelişini çabuklaştırsın.

 Lucila, Seni her görmemde, böyle bir güzelliğin babasının nasıl ben olduğuma hayret ediyorum.

 Benim bu hayattan ayrılmamı çok zorlaştıracaksın.

 Baba,  önünde uzun bir hayat var.

 Ölüm de hayatın bir parçasıdır.

 Sana bunu okulda öğretmediler mi?

 Beni bırakmana izin vermeyeceğim.

 Seçme şansımız var mı?

 Çok yakında bu akan kanım, kemiklerim, sinir sistemim ve damarlarım toz olup toprağa karışacak.

 Seçme şansımız yok.

 Olsun, buradayım yine de.

 Senin kendine daha iyi bakmanı sağlayacağım.

 Yine de çok az zaman kaldı.

 Ve daha fazla geciktiremeyeceğim bir kararı almak durumundayım.

 Oğlumun bana olan sevgisini gözden çıkardım.

 Commodus, asla benim varisim olmayacak.

 Levius, Benim yerime sen geçmelisin.

 İmparatorluk krallarına ve konsüllerine, varisim olarak seni önermeyi düşünüyorum.

 Ama imparatorluğu değiştirecek birine sizi anlayacak birine ihtiyacınızın olduğunu siz kendiniz söylediniz Sezar.

 1000 yıllık Roma'yı kuracak olan adam Ben sadece savaşmayı bilirim.

 Barbarlarla ittifak yapmanın yollarını bilmem.

 Bulacaksın.

 Sana inancım var Levius.

 Ama hakimiyeti Commodus'la çoktan paylaştınız?

 Sorumluluk duygusunun ve o mevkinin Commodus'u büyütebileceğini zannetmiştim ama yanılmışım.

 O sadece gladyatörlerle ve oyunlarla ilgileniyor.

 Fakat Sezar Beni bu aileye getiren sizdiniz.

 Commodus ve ben kardeş gibiyiz.

 Commodus'u ben de seviyorum.

 Ama bu sadece bir his.

 Kişisel bir his.

 Yüce Sezar, Prens Commodus, size selamlarını gönderdi.

 Şu anda karlı ülkede, iki gün sonra burada olacak.

 Belki de Commodus'u karşılamaya gitmeliyim Yüce Sezar.

 Evet Levius, git ve onu karşıla.

 Ve dediklerim hakkında düşün, zamanımın da çok azaldığını unutma.

 Her ne kadar Commodus benim kardeşim olsa da ben de senin yaptığını yapardım baba.

 Sen de mi Levius'u seçerdin?

 Evet! Evet Sadece Neden tereddüt ediyor ki?

 Böyle büyük bir sorumluluğu almakla karşılaştığı zaman, tereddüt etmeyecek bir adam olsaydı, onu seçmezdim.

 Gel, yanıma otur.

 Dur, bir bakayım sana.

 Mutlu musun?

 Mantıken mutlu görünüyorsun, ama bununla beraber Ama ne baba?

 Vesta'nın sunağına çekildiğin zaman düşündüklerin hakkında, rahatsız edici bir fısıltı geldi kulağıma.

 Düşündüğün zaman hayatın çok basit olduğunu biliyorum.

 Aynı benim güzelliğim ve çirkinlik gibi.

 Bir zamanlar hayatın bana çok çirkin gelmesi gibi.

 Annen yüzünden mi?

 Utanç duyuyordum.

 Sana öyle acılar çektirdi ki! Onunla mutlu olduğumuz zamanları, ve güzelliğini hatırlıyorum.

 Ama beni sevmekten vazgeçtikten sonra, başka yerlerde sevgililer aradı.

 Sen en iyisisin.

 Bütün erkeklerin en iyisi, en büyüğü! Böyle mi ödemesi gerekiyordu baba?

 Sadece güzel zamanlarda yanında, Ve sonra ihanet Diğer insanları daha fazla anlamayı denemeliyiz.

 İnsafsızlığı ve zayıflığı anlamak mı?

 Bunları bile Hayatı anlamakta öyle büyük bir kabiliyetin var ki Lucila Ama sanırım daha fazlasını istiyorsun.

 Merhamet göstermeyi öğren, Şefkat etmeyi öğren, kendin için de Kendine merhamet göster ve şefkat et.

 Gelecek, senden çok fazla şey talep edecek Baba Levius! Levius! Commodus! Commodus! Galius Levius, büyük savaşçı, seyyah! Commodus! En güçlü Romalı! Seni özledim.

 İyi misin?

 Ben asla iyi olmam! Sana anlatacak çok şeyim var.

 Benim de.

 Hepimiz Roma'dan geliyoruz.

 Julianus, Şanlı gladyatör.

 Baba, Seni pek az gördüm.

 Bu benim arzum değildi.

 Benim de değil.

 Ama bu savaşların sonu gelmiyor.

 Sonu gelmez, çünkü sen çok yumuşak huylusun.

 Ben olsam çok daha farklı şekilde savaşırdım.

 Farklı şekilde yaptığımız bir sürü şey var Commodus.

 Roma'ya daha sık gelmeni isterdim.

 Yeni bir nesil olarak tamamen yeni olan bir sürü şey var.

 Yaşlandığımı mı ima ediyorsun yani?

 Belki de bunadığımı?

 Sen gideli beri Roma değişti.

 Roma değişti.

 Gladyatörlere dalkavukluk ediyor artık.

 Kızkardeşim, senin kendini Vesta anaya adadığını zannediyordum.

 Ve Roma'yı sana ve atletlerine bıraktığımı mı zannediyordun?

 Dişi filozof.

 Hatırladığım kadarıyla, yürümeye başlar başlamaz tartışmaya başladığınızı hatırlıyorum.

 Yorgun olmalısın.

 Ve susadım da.

 Yakında konuşacağız.

 Gel, bak sana kimleri getirdim.

 Vitorious Poliminus ve Victorinus.

 Tam dört savaşa beraber girdik.

 Felibus, tüm Roma'nın en büyük gladyatörü.

 Yüz kavgadan galip ayrıldı.

 Savaşınıza katılmak için geldik.

 Askerler gibi savaşan gladyatörler mi?

 Neden olmasın?

 Lejyonlarınıza öldürmeyi öğreteceğiz.

 Gel biraz şarap içelim.

 Sezarımız Marcus Aurelius, iyi görünmüyor.

 Ölen bir adam asla patırtı çıkarmaz.

 Ama sen ve senin gibi adamlar, Sezar'ın öldüğünü bildikten sonra Roma'dan uzak başka daha nerede huzur içinde ölebilir ki Biliyor musun Levius, seninle birlikte olduğumda, kendimi çok iyi ve güvende hissediyorum.

 Bu hiç değişmesin.

 Sezar daha biraz önce bana değişmesi gerektiğini söyledi.

 Babam her zaman çok fazla düşünür.

 Bu günlerde her Romalı'nın düşünmesi gerekiyor.

 Bırak şimdi Levius, Bir süre için onun o dürüst savaşçı yüzüne bakmayı ve filozof rolünü oynamayı kadınlara bırakalım.

 Düşünmeyi bırakıp içelim.

 Eski günlerdeki gibi mi?

 Eski günlerdeki gibi.

 Mantık çalışıyor musun?

 İkilem nedir, biliyor musun?

 İkilem Sadece iki olasılık varsa ve ikisi de yapılamaz ise bu, ikilemdir.

 Kaide budur.

 Benimle iç.

 İç benimle, şimdi! İç benimle! Ben Sezar'ın oğluyum! Seni canlı canlı yakabilirim! Levius, Dostum Kardeşim Seni rahatsız eden bir şeyler var, değil mi?

 Baban benden varisi olmamı istedi Benim kendi babam Ama onun oğlu benim.

 Benden oldukça fazla nefret ediyor olmalı.

 Senden nefret etmiyor.

 Bunu ondan ben istemedim, Commodus.

 Ama reddetmedin de.

 Reddetmemi iste! İstemek mi?

 Eğer dikkatli dinlersen, Tanrıları duyacaksın.

 Tanrıların kahkalarını duyacaksın.

 Kahkalarını duymuyorum! Tanrıların karar verdiği şeyi yapacaksın! Bu senin için.

 Düşünür.

 Levius.

 Lucila.

 Commodus'la işini ve şarap içmeyi bitirdin mi?

 Dünyam birden bire çok garip bir hal aldı.

 Nerede olduğuma bile emin değilim.

 Sadece tek bir şeyden eminim.

 Seni seviyorum, Lucila.

 Eğer bu kadar eminsen, bunu söylemen neden bu kadar uzun zaman aldı?

 Sanırım bütün o yıllar boyunca bunu biliyordum.

 Bir günün bunun olacağına emin olmalıydım.

 Bildiğimizi bilmiyorduk.

 Bildiğimizi bilmemek?

 Bu nasıl mümkün olabilir?

 Nasıl olduğunu bilmiyorum.

 Ama şimdi anladığım bir şey var ki O da daima benimle olduğun idi.

 Her yerde Benimle birlikte savaşa giriyordun.

 Soğuk topraklarda benimleydin.

 Ama bunu sen de biliyorsun.

 Sadece bu! Bunu biliyorum.

 Sen de benimleydin.

 Daima! Hayattan kaçıp uzaklaşmak istediğim çok zamanlar oldu ama yapamadım çünkü kendime sürekli şunu dedim: bir gün benimle birlikte olacaksın.

 Hayatımın geri kalan kısmında seninle birlikte olmak istiyorum.

 Seni seviyorum.

 Seviyor musun Levius?

 Onu bana sağ salim geri getir.

 Onu bana çabucak geri getir.

 Beni sonsuza dek sevmesini sağla.

 Bu adamları hatların gerisine geçir.

 Balimar'a tuzak kuracağız.

 Saldırıya ben liderlik edeceğim.

 Savaşta ilk gönderecek olduğumuz adamlar, yem olacak kullanılacak.

 Büyük bir kısmı ölecek.

 Özellikle de liderleri için çok tehlikeli olacak.

 Bu savaşta öncüler biz olacağız.

 Yeminiz olacağız.

 Eğer ölürsem, tanrılar benimle birlikte değildi demektir.

 Ve o zaman Levius dostum kardeşim, büyük bir sıkıntıdan kurtulmayacak mısın o zaman?

 Kumandan olarak göreviniz adamlarınızla birlikte ilerlemek.

 Barbarların sizi zayıf görüp, saldırmalarına ikna edilene dek ormanın iyice derinliklerine gireceksiniz.

 Biz yetişip tuzağı kapatana dek, direnip pozisyonunuzu koruyacaksınız.

 Direnip pozisyonumuzu koruyacağız.

 Balimar! Balimar kaçtı.

 Çünkü gladyatörlerinizden bazıları korkağın tekiydi! Baba Baba Karar verildi, Lucila.

 Ermeni tahtı Roma'ya bundan daha yakın olamazdı.

 Roma'nın bir parçası, güzel bir parçası Ermenistan'ın olacak.

 Lucila, bunlarla ilgilenmeni istiyorum.

 Onları, ormandaki savaş esnasında yazdım.

 İlgileneceğim baba.

 İmparatorluğun geleceği hakkındaki korkularımın, mantıksız olduğuna kendimi ikna etmeyi denedim ama korkularım mantıksız değil.

 Doğu Lucila, tehlike Doğu'da yatıyor.

 Roma'nın doğu sınırlarındaki itibarını tüm dünyaya göstermek için bir ittifak anlaşması yapmalıyız.

 Ermenistan ile ittifak Ve bu sebeple Sezar kızını Ermenistan kralına mı vermeli Tanrıların memnun olacağını umuyorum.

 Aşkın olmadığı bir evliliği tanrıların gerçekleştirmeyeceğini umuyorum.

 Baba Aşkın olmadığı bir evliliğin ne anlama gelebileceğini sen herkesten daha iyi bilirsin.

 Evet.

 Evet bilirim.

 Beni sevdiğini biliyorum.

 Bu yüzden Bu yüzden bana soracak olursan bütün gücünle başka bir yol bulmayı, denemeliydin Evet, denedim.

 Bulamadın mı?

 Hayır Bulamadım.

 Öyleyse bu evlilik yapılmalı Roma, korkakları cezalandırır mı?

 Durdurun şunu! Durdurun şunu, durdurun! Bize korkak diyene bak! Sizin 20 adamınız bizim 20 adamımıza karşı savaşsın.

 Cesaretiniz varsa çıkın, korkaklık ne demek görürsünüz o zaman! Yoldan çekil! Kimse Berilus'a dokunamaz! Kuzey ordularının komutanı benim! Cezalandırmaya devam edin.

 Buna izin vermeyeceğim! Geri çekil Commodus! Çekilemem.

 Ben de! O zaman tanrılar karar versin.

 Evet, tanrıların işaretleri kötüymüş.

 Kimin için kötü?

 Bizim için mi, Roma için mi?

 En azından burada açıkça konuşabiliriz.

 Nasıl bir şey hoşuna giderdi Julianas?

 Yapacağımız her küçük hamleyi ve tavsiyelerini bizlere yazılı mesajlar halinde göndermeleri mi?

 Bir imparatoru öldürmek küçük bir hamle mi?

 Richard Sezar ölüyor ve o bunu biliyor.

 Commodus'u mirasından her an mahrum edebilir ve Levius'u varisi olarak ilan edebilir.

 Bunu bir kez ilan ettiğinde de Bizim için hiçbir ümit kalmaz.

 Sezar'ı öldürmek mi Commodus biliyor mu?

 Commodus bilmiyor.

 Asla bilmemeli.

 Sezar'ın ölümü Sürekli yanında olan bir sürü kişi var.

 Bu nasıl yapılabilir ki?

 Çok kolay.

 Hepimiz biliyoruz ki Sezar meyvayı sever.

 Elma.

 Bu bıçak, ölümcül bir zehir taşıyor.

 Yılan oyması bulunan tarafı zehirli.

 Meyvayı bununla kes, bir elmayı mesela.

 Zehirli yarımı Sezar'a ver, diğer yarımı sen ye.

 Ve sonra Çok yaşa İmparator Commodus.

 Bu iş, yüzlerce görgü tanığı olmadan yapılabilir.

 Kimse zan altında kalmaz.

 Sezar'a elmayı kim verecek?

 Ona bu kadar yakın olan kim var ki?

 Ben varım.

 Sen mi?

 Sen körsün.

 Bıçağın hangi yüzünün zehirli olduğunu anlamak için dokunmak zorundayım.

 Kör bir adamdan daha iyi kim yapabilir ki bunu

Kendinle alay edebilir misin, Marcus Aurelius?

 

Koca Roma imparatoruna bir bak

Bir köleden hiçbir farkın yok.

 

Peki, kim ya da ne senin efendin?

 Köle!

Senin için önemsiz bir mesele.

 

Bir buğday tanesi kadar bile önemli değil belki de Bilgeliğini ne için kullanacaksın şimdi?

 

Cevap yok mu?

 

Yıllar boyu okuyup üzerinde kafa patlattığın şeyleri düşün bir

Ve konuşmaları da Marcus Aurelius.

 

Arkadaşın Themonitus ile saatlerce konuştuğunuz şeyleri

Elbette ki bütün bunlar, bu ana hazırlanman içindi.

 

Ancak başarısız oldun, değil mi?

 

Hazır değilsin Neden?

 Ölüm hakkında yapılan bütün o konuşmalar zihnini bulandırmak için miydi?

 

Zihninin derinliklerinde,

bu gizemlerin gizemine gitmeden önce bilgeliğinin bir işe yaramayacağını,

yoksa bilmiyor muydun

Bunu bir kere kabul ettiğinde,

diğer bütün bilgiler ve yetenekler,

saçma ve anlamsız hale geliyor.

 

Ve sonra bunun hakkında düşünmeyi, konuşmayı, okumayı

ve merak etmeyi bırakıyorsun.

 Belki de böylesi daha iyi.

 

Eğer insanoğlu hırsını bir yana bırakıp

birbirleri ile konuşursa Her şeyden önemli olan şey: konuşmak.

 

Onlar artık insanoğlu değildir.

 

Benim için geldi.

 

Suskun denizci, beni gölge nehrinin,

karşı kıyısına taşımak için geldi.

 Sana hazır değilim.

 

Ben her zaman düşmanlarımla anlaşma yapmak istemişimdir.

 

Bir anlaşma yapamaz mıyız?

 

Anlaşmanın sana düşen kısmı iki yıl beklemek.

 Bir yıl! Onu bir yıldan kısa bir süre içinde yapamam.

 

Arkadaşlık, haz ya da aşk aramıyorum.

 Ben, Roma adına konuşurum.

 Ve ben Roma dediğimde, kastettiğim şey dünyadır.

 

Gelecek.

 

Benim payıma düşen şey ise acı içinde yaşamaya hazırlanmak.

 Bir yıl Bir yıl sana ne ifade eder?

 

Aptal şey!

Bunu söyleyen bendim.

 Yaratılışımızda yok mu zaten incir ağaçları incir vermek içindir, bal arıları bal yapmak içindir, aslanlar da topraklar fethetmek içindir

O yüzden bu düşünce mantığı seni bana getirmeli.

 

Saflığımı bağışla.

 

Kör ve sağır olduğunu anlayamadım.

 Karar verdiğin zaman benim için gelebilirsin.

 Elim bize yol gösterecek.

 

Ama sana şunu söylemem lazım ki

henüz kavrayamadığımız müthiş bir gerçek var.

 Sen misin Cleanda?

 Sizin için yapabileceğim bir şey var mı Yüce Sezar?

 Acı çekiyorum.

 Yunanlılar, acıyı hafifletmek için meyveden daha iyi bir şey olmadığını söylerler.

 Bunu paylaşalım.

 Kral Hamus ile nişanlandım.

 Ama sen benimsin?

 Babam söz verdi.

 Buradan uzaklara kaçalım.

 Nereye gidebiliriz ki?

 Yalnız kalabileceğimiz herhangi bir yer olabilir.

 Öyle bir yer yok ki Ben Sezar'ın kızıyım.

 Bir kadın Bu daha yüksek bir mevkidir.

 Böyle yaşayamam.

 Sensiz de yaşayamam.

 Ben seçimimi yaptım.

 Sezar'ın varisi olmak ya da aşkın arasında seçim yapmak zorunda idim.

 Aşkını seçtim.

 Yapamam.

 Başka nasıl yapabilirsin ki?

 Gerçek olan tek şey bu.

 Geri kalan her şey yarım bir yaşam.

 Hayal Sadece bu gerçek.

 Beni ben yapan her şeyi unutmamı nasıl benden istersin?

 Hayatımın bütün anlamı bu.

 Aşk olmadan hayatının nasıl bir anlamı olabilir ki?

 Bunun olmasına izin vermeyeceğim.

 Baba  neden beni  reddettin?

 Sezar ölüyor! Baba Levius Bir belgemi aramanı istiyorum Themonitus.

 Babamın varisinin ismini yazdığı belgeyi.

 Öyle bir belge yok.

 Olmalı.

 Son sözü Levius oldu.

 Buna tanıklık edebilirim.

 Sezar'ın da isteği buydu,  varisinin sen olmanı istiyordu.

 Lucila, sadece senin tanıklığınla şüpheler olacaktır.

 Sezar, şüphelerle gölgelenmeden Sezar olmalı.

 Marcus Aurelius'un gerçek varisinin kim olduğunun ispatlanmasının başka yolu yok mu Lucila?

 Selam sana şüphesiz Sezar! Selam sana Commodus! Selam sana Sezar! Selam sana Commodus! Selam sana Sezar! Selam sana Commodus! Selam sana Sezar! Bugün yaptığın şeyi asla unutmayacağım.

 İmparatorluğun dört bir köşesinde duyulsun ki, ben Commodus, Yüce Sezar, Galius Matheus Levius'un tüm Roma ordularının başkumandanı olduğunu ilan ediyorum.

 Roma İmparatorluğu'nun 2.

 konsülü, Sezar'dan sonraki 2.

 adam! Selam sana Sezar! Selam sana Sezar! Selam sana Sezar! Selam sana Sezar! Unutma, sen bir ölümlüsün.

 Selam sana Sezar! Selam sana Sezar! Bütün bu binalarda, hukuk sistemini ve Roma'nın tüm büyük adamlarının yazdıklarını muhafaza ediyorsunuz.

 Kocamla buradan ayrılıyoruz.

 Ve yakında bu kentten çok uzakta olacağım.

 Şimdi sizden istediğim şey babam Marcus Aurelius'un öğretilerini korumanızdır.

 Ne olursa olsun, günler ne getirirse getirsin, bu yazdıkları daima korunsun.

 Roma için Babam ölüm döşeğindeyken, tanrılarla konuştum.

 Dedim ki Ben, babam gibi değilim.

 Ve Sezar olarak taçlandırılırsam, bütün yaptıklarını değiştiririm.

 Onlara hayatımı sundum ve dedim ki "Sezar olmam Roma için eğer iyi olmayacaksa o zaman öleyim.

" Ama gördüğünüz gibi hayattayım, ve Sezar oldum.

 Şimdi Roma'yı bir kez daha görmek istiyorum, Aydınlığın kentini Neşeyi, güzelliği ve gücü.

 Oyunlar düzenleyeceğiz.

 Kent halkının beslenmesi gerek.

 Sizin ve Doğu vilayetlerinizin bizlere gönderdiği tahıl miktarı ve ödediği vergiler iki katına çıkarılacak.

 Yüce Sezar, bunun olması imkansız.

 Kıtlık çekiyoruz.

 Sadece bizim vilayetlerimiz olan Suriye ve Mısır'da da değil üstelik, Ermenistan, Kapadokya ve Arabistan'da da kıtlık var! Roma İmparatorluğu'nun tüm Doğu yarısında, - insanlar açlıktan ölüyor! - Halkın arasında bizi çağırttığınızın duyulmasından sonra, sevinç ve umut doğmuştu.

 İnsanlarımız "Roma ölmemize izin vermez" "Sezarımız bize yardım gönderecek.

" diyordu.

 Eğer bu emirleri uygularsak, tüm Doğu'nun Roma'ya karşı ayaklanması riskiyle karşı karşıya kalırız.

 Vilayetlerinize diyeceksiniz ki Mısır'a, Suriye'ye, imparatorluğun tüm Doğu yarısına diyeceksiniz ki emirlerime karşı en ufak bir direnişle karşı karşıya kalırsam, onları imha ederim.

 Ayrıca şunu da bilmeliler ki babamın yumuşak yüzünü unutmaları gerekiyor.

 Polybus'un klanı ve lejyonları pusuya düştü, yok edildiler.

 Barbarlar! Romalıları kurban ettiler! Saldırın! Balimar! Kılıçlarınızı ve silahlarınızı bırakın.

 Yeteri kadar uzun bir süredir birbirimizle savaşıyoruz zaten.

 Beni asla sürüyemeceksin! İnsanlarımı Roma sokaklarında asla köle yapamayacaksın! Balimar! Ne sen ne de insanların asla köle olmayacak! Şerefim üzerine yemin ederim! Sezar bunu asla kabul etmez.

 Onlar savaş esiri! Köle olarak satılmalılar! Haydi, Romalıları öldürerek ölelim! Zincirleyin onları! Zincirleyin onları! Ki onlarla insan gibi konuşabilelim.

 Sizden sadece söz vermenizi istiyoruz.

 Daha sonra zincirleriniz çıkarılacak.

 Anlamış gibi görünmüyorsunuz.

 Galius Matheus Levius, zincirlerinizi çıkarmak istiyor.

 Sizi, özgür erkekler, kadınlar yapmak istiyor.

 Sizi Romalı yapmak istiyor.

 Levius'un sözünden şüphe mi ediyorsunuz?

 Söyle bana, size yardım etmek istiyorum.

 Bu, Voltran.

 Savaş tanrımız.

 Eğer senin tanrıların bizimkinden daha güçlüyse, sana güç verecektir.

 Ama güçlü değilse, uzanıp bizim tanrımıza dokunursun.

 Roma askerleri tarafından kuşatılmış vaziyettesiniz.

 İlk çığlığımda üzerinize çöküp sizi öldüreceklerdir.

 Savaşı kaybettik.

 Voltran, ölmemiz gerektiğini söylüyor.

 Biraz mantıklı hareket edelim.

 Bizim tanrımızın sizin tanrınızdan daha güçlü olup olmadığını bilmek istiyorsun.

 Bir: Tanrınıza dokunursam, bundan ne anlayacaksın?

 Peki zayıfsam ne olacak?

 İki Size yardım etmek istiyoruz, sizi özgürleştirmek istiyoruz.

 Eğer bağırırsam hepiniz ölürsünüz.

 Her ne kadar eskiden köleysem de acıya alışkın değilim.

 Ben sadece filozofum.

 Zayıfım.

 Buna değmem.

 Barbarlar! Hayvanlar! Canavarlar! Madem öyle, Voltran'a dokun ki hepimiz tanrımızın zayıf olduğunu bilelim.

 Dayanamıyorum, buna dayanamıyorum.

 İnsanın tahammül sınırlarının ötesinde Dayanamıyorum.

 Levius bütün dünya bile böyle bir şeye dayanamaz.

 Böyle bir dönüş niyetim yok İnancım yeteri kadar güçlü değildi.

 Çığlık bile atmadın Tanrımızı kabul etmenize gerek yok.

 Adetlerinizi değiştirmenize gerek yok.

 Ama bizi Romalı yapmak istiyorsun?

 Sizi sefil, cahil, yarı-insanlar! Ne için savaştığımızı bile öğrenememişsiniz! Ama yine de Evet Sizi istiyoruz.

 Sizi istiyoruz.

 Kardeşim! Eğer Sezar olmasaydı, Roma'nın en büyük gladyatörü olurdu.

 Evet! Siz, arenaya aitsiniz! Bütün o yolu beni iğnelemek için mi geldin yoksa?

 Yaptığın her şeyin bir amacı vardır, değil mi?

 Arkadaşlarının sana söylemeye cesaret edemediklerini söylemeye geldim.

 Doğu illerini isyan etmeye zorluyorsun.

 Anlıyorum.

 Beni haşlamaya geldin.

 Sana bir şey hatırlatabilir miyim kardeşim, küçük kardeşine artık emir veremezsin ve onunla eğlenemezsin.

 Sezar olduğumu unutmuşa benziyorsun.

 İstediğimi yaparım.

 Yapar mısın?

 Yapar mısın! Tek bir düşüncen var, babamın yaptığı her şeyi mahvetmek! Bana karşı her zaman hınç doluydun Lucila.

 Neden?

 Sana ne yaptım ben?

 Şu anda yaptığını! Yalan söylüyorsun.

 Babamı bana karşı sürekli doldurduğunu bilmediğimi mi zannediyorsun?

 Buna ihtiyacım yoktu ki.

 Babam, insafsız davranışlarını ve yaptıklarını zaten biliyordu.

 Peki senin insafsız davranışlarına ne demeli?

 Özellikle de annemize! Öldüğü zaman odasındaydım.

 Annemiz ölüyorken Hatırlıyor musun?

 Sana yalvardığını duydum.

 

Lucila,

neden benden bu kadar nefret ediyorsun?

 

Eğer seni incitecek bir şey yapmışsam beni affet.

 Ona tek bir kelime etmeksizin ölmesine göz yumdun.

 Bu, insafsızca değil miydi?

 Bir sebebi vardı! Sebep mi?

 Neydi o, bana da söyle?

 Hiçbir şey.

 Söyle.

 Söyle! Sezar! Silahsızsın.

 Bir kadın bile, küçük bir bıçakla tehlikeli olabilir.

 Bıçağı yok.

 O benim kızkardeşim Bizi yalnız bırak.

 Yani beni uyarmaya geldin, öyle mi?

 Başka bir sebebi yok mu?

 Levius'un Roma'ya geri döndüğünü bilmiyor muydun yani?

 Bilmiyordum.

 Neden geldiğini biliyor musun?

 Benimle burada kal Lucila.

 Ermenistan'ın sadakatini göstermesi için başka yollar buluruz.

 Galius Matheus Levius.

 Lucila'nın burada, Roma'da olduğuna dair söylentiler duydum.

 Commodus'un Sezar olmasından sonra aklına gelen her şeyin mümkün olabileceğini de duydun mu?

 Kafanda bir sürü fikirle geldiğine dair o çılgın dedikoduları duydum.

 Yeni bir Roma için.

 Babamın Roması.

 Bu düşüncelerle Senato'ya gitmeden önce seni görmek istedim.

 Çılgın planlarından önce Eğer diyecek olsam Levius, bunu yapmanı istemiyorum.

 Sadece bu, fazlası yok.

 Yapılmasının gerekliliğine inandığım şeyi yine de yaparım.

 Bu plandan vazgeç, Levius.

 Ki, sen ve Lucila'nın her zaman beraber olabileceğini sana göstereyim.

 Levius, Ne yapacağım ben?

 Düşündüğüm kadar güçlü değilmişim.

 Sensiz yaşamayı öğrenemedim.

 Ayrı kaldığımız sürece ikimiz için de hayatın bir anlamı yok Lucila.

 Sana bunu daha önce söylemiştim ama dinlemedin.

 Babama ihanet ettiğini düşünmüştüm.

 Ama şimdi biliyorum.

 İstediğin dünyayı gerçekleştirmek için kendi yolunu bulmuşsun.

 Ama yine de o dünyayı gerçekleştirmeyi denersem Commodus bizi ayrı tutacak.

 O dünyayı gerçekleştir Levius.

 Ve o zaman görelim bakalım, bizi ne ayrı tutacak?

 Selam sana Levius, Almanya fatihi! Selam sana Levius, Almanya komutanı! Saygıdeğer koruyucularımız ve Roma senatörleri, Planladığı şeyden haberiniz var mı?

 Galius Matheus Levius, bizden, Roma senatosundan, bu barbarlara, bu vahşilere, Roma vatandaşlığı vererek onları Roma topraklarına yerleştirmemiz gerektiğini düşünüyor.

 Bu müthiş katillere kardeşimiz gibi davranmak! Eşit olmak?

 Peki ya diğer eyaletler ne diyor bu işe?

 Mesela Galya, bize son derece sadıklar.

 Suriye?

 Ve bize tahılımızı gönderen Mısır?

 Eğer bu barbarları Romalı yaparsak, Roma vatandaşı olmanın ayrıcalığını kendimize kimlerden saklayacağız ki daha?

 Hayır! Hayır! Olmaz! Roma vatandaşlığının yüksek değeri bir kere düşüp sıradan, ucuz bir şeye dönüştüğü zaman ne olacak sizce?

 Ekmek gibi dağıtılacak! Hayır diyorum! Bizler Romalıyız! Savaşçıyız! Kafamızdaki bu zehirli fikirlerden kurtulalım! Liderlerini çarmıha gerin! Geri kalanını köle yapın! Roma'ya karşı savaşmak neymiş onlara ilk ve son defa olarak öğretin! Bu Roma'nın tarzıdır.

 Roma'nın saygıdeğer koruyucuları! Küçük bir savaştan önemsiz bir zaferle dönen beni bir asker olarak selamladınız.

 Bunun için size teşekkür ediyorum.

 Ama bugün burada önemli bir karar almak zorundasınız! Ve bir asker olarak benim alacak olduğunuz karara ve oylarınıza etki etmemem gerekiyor.

 Bu nedenle Sezar'dan ne bir senatör ne de bir asker olan, ama bir filozof olan, mantık sahibi bir insanın, benim adıma konuşmasına izin vermesini talep ediyorum.

 Romalı dostlarım! Sen bir Yunansın! Yunan! Eskiden Yunandım, Romalı olmayı seçmiş bir Yunanım şimdi.

 - Sen bir kölesin! - Köle! Köle! Ben köle değilim! Özgürlüğümü kazandım! Romalı dostlarım, ben bir öğretmenim.

 Ve bir öğretmen olarak bilirim ki Öğrencilerime aynı dersleri yüz kere öğretmeye çalışsam bile, halen daha anlamıyorlarsa, bu, beni tek bir sonuca götürür: Yanlış olan bir şeyler var.

 Ya derste bir yanlışlık var, ya da öğretmende! Tam yüz kere barbar dediğimiz bu insanlara, Roma ile savaşmanın ne anlama geldiğini öğrettik.

 Köylerini yakıp yıktık.

 Liderlerini çarmıha gerdik.

 Gençlerini köle yaptık.

 Bildiğim kadarıyla ölülerini de yaktık.

 Köleler de yavaşça ölüyor Ama bize olan nefretleri, arkamızda bıraktığımız düşmanlık asla ölmüyor! Nefret, savaş demektir.

 Savaş, haraç demektir.

 Eyaletlerimizden koparılan, vergiler açlık, salgın hastalıklar demektir.

 Ne büyük bir bedel! Ne büyük bir israf! Yine de Çözüm basit.

 Savaşmamalıyız.

 Savaşmamak mı?

 Arkadaşların bize saldırmaya devam ediyorken mi?

 Bu, vatana ihanettir! Bu insanlar amaçlarını çok açık bir biçimde ortaya koydu.

 Bizi yok etmek! Romalı olan her şeyi ve Romalı yaşam tarzını yok etmek! Yine de Cevap basit.

 Dostlarım, bu savaşçı insanları dönüştürmeyi deneyelim, onları barışçı insanlar yapalım.

 Onları boşalmış çiftliklerimize yerleştirelim.

 Sadece kendileri için yiyecek üretmeyecekler, sizi temin ederim ki bir gün Roma'ya da gönderecekler.

 Evet, katılıyorum! Onları o topraklara yerleştirelim.

 Bizim için üretsinler, ama köle olarak.

 Alışılagelmiş olan yöntem de bu değil mi zaten?

 Hem burada hem de başka eyaletlerde binlerce köle vardı bir zamanlar.

 Şimdi neredeler?

 Hepsi satıldı ya da özgürleştirildi.

 Peki neden?

 Yoksa köleliğe karşı mı çıktılar?

 Hayır.

 Çünkü köle beslemek artık kârlı bir iş olmaktan çıktı da ondan.

 Köleler, özgür insanlar kadar üretmiyor.

 Gelin kârlı olanı yapalım.

 Ve adil olanı Gelin en büyük ihsanı paylaşalım.

 Bu insanlara Romalı olmanın ayrıcalıklarını ve özgürlüklerini verelim.

 Eğer bunu yaparsak şu söz her yere yayılacaktır:

Roma, onları eşit insanlar olarak kabul etti.

 Ve böylece medeni sınırlarımız olacaktır.

 Roma Barışı.

 Marcus Aurelius'un söz verdiği gibi Sezar'ın adına Sezar'ın adına! Sezar bana sordu ki "Roma daha önce hiç bu kadar güçlü ve ve büyük olmuş muydu?

" Dedim ki Sezar'a, Roma, bundan daha önce hiç bu kadar güçlü ve büyük olmamıştı.

 İmparatorluğumuzu bir arada tutan şey nedir?

 Gücümüz! İhtişamımız! Eşitlik Özgürlük Barış Bu kelimeleri Yunanlılardan, Yahudilerden ve kölelerden başka kim kullanır?

 Arkandaki o haydutlar ve insanları, milyonlarcası! Bizi yok etmek için bir anlığına zayıf düşmemizi kolluyor! Eğer bu barbarları aramıza alırsak, düşmanlarımız şöyle düşünecek: Mecburdular, çünkü zayıfladılar.

 Ve sonra bu söz imparatorluğun dört bir yanına yayılacak.

 Bu da Roma İmparatorluğu'nun sonu olacak! Roma'nın sonu Roma'nın sonu mu?

 Bir imparatorluk nasıl ölür, bilir misin?

 Korkunç bir anda, aniden mi yıkılır?

 Hayır Hayır İnsanların artık ona inanmamaya başladıkları bir zaman gelirse İşte o zaman İşte o zaman İmparatorluk ölmeye başlar Roma'nın koruyucuları, Dört büyük imparatorun hizmetinde bulundum.

 Trageon, Henum, Antonitus, Marcus Aurelius, Bütün o yıllar boyunca imparatorluğumuz büyüdü.

 Değişti.

 Hayatın kanunu büyümek ve ölmektir.

 Ve siz, Senatörler, Roma'nın kalbi, halkın sesini duyuran sizler, Konuşun! Dünya sizi duysun! Roma'nın ölmeyeceğini, dünyaya duyurun! Kapılarımızda bekleyen bunlar gibi milyonlarcası var.

 Eğer o kapıları açmazsak, kıracaklar ve bizi yok edecekler.

 Ama bunun yerine gelin daha da büyüyelim, hiç olmadığımız kadar güçlü olalım.

 Gelin, onları aramıza kabul edelim.

 Gelin, imparatorluğun vicdanı da bizimle birlikte büyüsün.

 Saygıdeğer koruyucular, Dünyayı değiştirdik.

 Kendimizi değiştiremez miyiz?

 Evet! Değişim zamanı! Savaşlara son verelim! Savaşa son! Levius Sen kazandın.

 Biz kazandık.

 Senatoyu kazandık.

 Roma'yı kazanmak üzereyiz.

 Roma seninle beraber.

 Ordu seninle beraber.

 Ben de seninleyim.

 Commodus'un üzerine yürü! Senin Sezarlığın altında tüm Roma değişecektir.

 Beni mağlup ettin.

 Değil mi?

 Bunu Roma için yaptım.

 O yüzden bu, senin mağlubiyetin değil.

 Her şey ne kadar da açık şimdi Gelmenin sebebi beni yok etmek İkinizi de öldürebilirim! Senato'ya gelince Eğer Senato'nun kararına karşı çıkacak olursan Senato'nun kararına karşı çıkmayacağım.

 Barbarlarını yerleştirmeyi kabul edeceğiz, ama sen Sen artık imparatorluğun ikinci adamı değilsin.

 Kuzey sınırlarına döneceksin, ve sonsuza kadar onlara orada gözcülük edeceksin.

 Ta ki keyfim gelip de fikrimi değiştirene dek.

 Hayır, hayır, hayır kardeşim.

 Ona yaslanarak bana karşı ayaklanma şansını artık sana vermeyeceğim.

 Ermenistan'a, kocanın yanına döneceksin, ve bir daha ne Roma'yı ne de Levius'u göremeyeceksin.

 Birkaç gün önce, Roma ile barış yapmaya hazırdınız.

 Geçmiş yıllarda bir sürü barış anlaşması yaptık.

 Çoğu mutlu şimdi.

 Sadece siz kuzeyli insanlar kaldınız, barış anlaşması yapmayan.

 Sınırlarınızdaki haydut Hunlardan korkuyorsanız, Roma sizi koruyacaktır.

 Neden reddettiniz?

 Neden?

 Açık açık konuşun.

 Şimdi! Ya da çekin gidin! Bütün bu vahşi bölgelerde geçen yıllardan sonra ne başardık biz?

 Roma İmparatorluğu'nun tarihinde ilk defa, Kuzey sınırlarında barış var.

 Bir adamın, aylarca, yıllarca arzuladığı şey Ve o an geliyor Tek bir an için bu kadarı çok fazla.

 Eğer Lucila burada olsaydı, o an gelir miydi?

 Sezar'dan bir emir var.

 Roma'ya dönmeniz emredildi.

 Themonitus, Bak! Levius geldi! Her şey gayet güzel.

 Başardık.

 Romalılar gibi evleri var artık.

 Gördüğün gibi, kendimize yetecek miktardan çok dahasını üretiyoruz.

 Haklıydın Levius.

 İnsan aklının, iyi ya da kötü anlamda, yapabileceklerinin hiçbir sınırı yok.

 Lucila'dan hiç haber aldın mı?

 Hayır.

 Aylardan beri onun hakkında tek bir kelime duymadım.

 Roma'da kıtlık oldğunu duydum.

 Binlerce insan kıtlıktan ve vebadan ölüyormuş.

 Karanlık çökmeden oraya varmalıyım.

 Başardığınızı gördüğüme çok sevindim.

 Korkunç bir gün, değil mi Levius?

 Korkarım tanrılar çok kızgın.

 Roma'ya veba ile işkence ediyorlar Binlerce insan öldü ve ben yalnızım.

 Hiçkimse yok yol gösterecek Sen hariç.

 Uzakta olmayı ben istemedim.

 Bütün Doğu isyan etti, Arabistan, Yahudi ülkesi, Kapadokya, - Suriye, Mısır - Suriye ve Mısır mı?

 Ama oraları Marcelus ve Virgilianus'a ait olan yerler Onlar bize en sadık olan krallar Evet, babama Ordu da bana karşı cephe aldı.

 Roma'ya karşı Hamas bile onlara katıldı.

 Lucila'yı da kendiyle birlikte hareket etmeye zorladı, Levius.

 Doğu ordusu nerede Commodus?

 Asilerin tarafına geçtiler.

 Sadece Kuzey ordusu kaldı, onları ezebilecek olan Ve sen İtaat edecekleri tek kişi sensin.

 Levius Komutayı al.

 Bana bu gücü verme Commodus.

 Tanrılar benimle birlikte.

 Her zaman benimle beraber oldular.

 Doğu'ya git ve bu isyanı bastır.

 Bana bu gücü verme.

 Korkmuyorum.

 Bu toplantıyı siz istediniz.

 Konuşun! Bizimle konuşmayı denemeden bile, bize karşı savaşmaya hazırlanıyorsunuz.

 Roma'ya isyan ettiniz.

 Marcus Aurelius, eşit uluslardan oluşan bir imparatorluktan bahsetmişti.

 Roma, isyana müsamaha etmez! Bizler eski dostuz, Levius.

 Siz vatan hainisiniz! İki ordunun kazan kaldırmasına sebep oldunuz.

 İmparatorluğu tehdit ediyorsunuz! Bu işte yalnız değiliz, Levius.

 Levius.

 Tanrılar bize karşı çok şefkatli.

 Seni gönderdiler! Seni! Sen de bu işin bir parçası mısın Lucila?

 Ben bu işin büyük parçasıyım.

 İsyanın parçası olmak mı Roma'dan ayrılıyoruz.

 Burada kendi imparatorluğumuzu kuracağız.

 Doğu İmparatorluğu! Bir Doğu İmparatorluğu kurmak kaosa yol açacaktır! Onu bir arada tutmayı nasıl becereceksin?

 İmparatorluğu bölerek ne kazanacaksın?

 Ama bize katılırsan Levius Roma'nın tamamına sahip oluruz, onu hiç olmadığı kadar büyütürüz.

 Sen ne yaptığını zannediyorsun, Lucila?

 Kardeşimin başımıza açtığı faciayı engellemeye çalışıyorum! Commodus'un yaptıklarına karşı çok iyi bir ceza olabilir bu belki ama ona karşı çıkmanın yolu bu değil! İmparatorluğu yok etmene izin veremem! Veremez misin Veremez misin?

 Eğer bize katılmayacaksan ordunu al ve Roma'ya geri dön! Bırak da kendi kaderimizi kendimiz çizelim! İsyanın, cezalandırılmaksızın devam etmesine izin mi verelim?

 Ben bu isyanın bir parçasıyım! Beni hiç sevmemiş olsaydın ne olurdu, merak etmeye başlıyorum Göze aldığım bunca şeyden sonra aşkın fazla bir önemi yok.

 Kaç, Lucila! Çok geç olmadan bir yerlerde saklan.

 Çünkü ölüm kaçınılmaz olacak.

 İsyancıların ordusuna savaş açacağız ve onları yok edeceğiz.

 Kaçmıyorum, Levius.

 Anlaşmayı bozdun! Bundan çok daha fazlasını yaptık, Lucila.

 Perslere katıldık.

 Persler! Ne yapacağız?

 Levius'a mı katılacağız?

 Bunun karşılığını Commodus bize işkence ederek ve öldürerek sunsa bile mi?

 Bir burada bekliyorken Romalılar, Perslerle savaşıyor olacak.

 Bu adamlar arkamızda kalsın! Eğer şu an ölüyorsam, şunu bilmeni isterim ki Levius Lucila'yı derhal öldürmeleri için emir vermiştim.

 Kral öldü! Kral öldü! Kaybettim! Ölmeme izin ver! Hayır Lucila, yaşamanı istiyorum.

 Yaşamanı istiyorum Ölmek istiyorum! Ölmek istiyorum Levius! Selam sana Levius! Commodus, Roma dünyasının imparatoru seni selamlıyor, ve ilan ediyor ki Galius Matheus Levius Partius, bu andan itibaren "İran Fatihi" olarak anılacaktır.

 Sezar, ayrıca şunu da söylememi istedi; "Levius, dostum, kardeşim, hakimiyeti seninle paylaşmak istiyorum, benimle beraber Sezar ol.

" Ama önce burada isimleri yazılı olan köylerin yok edilmesi gerekiyor.

 Kapadokya, Suriye ve Mısır'da isyan eden her şehirden,  beş bin kişi alınacak ve çarmıha gerilecek.

 Yine her bir şehirden beş bin kişi alınacak ve canlı canlı yakılacak.

 İsyan etmenin ne anlama geldiğini onlara öğreteceğiz.

 Çarmıha gerilmeleri durdurun! Bu adamları durdurun! Romalılar! Romalılar! Şimdi Senatomuza imparatorluğumuza, bütün dünyaya diyebiliriz! Bakın! Kuzeyli sarışın insanlarla Güneyli esmer insanlar kardeşçe bir arada yaşıyor! Burada başardığımız şeyi bütün dünyada başarabiliriz! Galius Levius'un hediyesi nerede?

 Bize bunu yapan Levius idi! Galius Matheus Levius! Hakimiyeti onunla paylaşacağımı söylemediniz mi?

 Cevabı şu oldu: Sezar'a de ki Ya yeni bir Roma olacak Ya da yeni bir Sezar! Cleanda! Bana altın getir Cleanda.

 Bütün anıtlardaki altını soy, tapınaklardaki, Tanrı ve Tanrıçalardaki altını soy.

 Bana Levius'u ve onun yeni Romasını boğmam için gerekli olan altını getir Cleanda.

 Barbarları yok edin.

 Romalılar! Romalılar! Bu insanlara dokunmayın! Onlar artık kardeşiniz! Bırakın huzur içinde yaşasınlar, onlar artık Romalı! Kucaklayın onları! Yoksa bütün Kuzey halkları ölüm ve ateş ile cevap verecek! Yüzyıllar boyu düşmanlıkla yaşadık! Binlerce Romalı bunu kanıyla ödedi! Katillerden bir ulus yaratacağız! Silahlarınızı bir kenara bırakın ve barış içinde yaşamamıza izin verin! Barış! Hayır! Hayır! Hayır! Neler oldu burada, asil Yunan?

 Onlara üç olasılığın olduğunu söylemeyi denedin mi?

 Dördüncü bir olasılığın olduğunu bilmiyor muydun?

 Onların bildiği tek cevap şekli bu.

 Ve artık senin bile anlaman gerekiyor, onlara verecek oldukları tek cevap bu! Yüzüne bak Onun adına ne yapmam gerektiğini söyle bana Ordumla Roma'ya yürüyüp şehri kan gölüne çevireceğim! O, öldü.

 Bana ölü gibi görünmüyor.

 Hayatını hala hissediyorum.

 Sözlerini duyabiliyorum.

 Babamın dostuydu.

 Roma'ya yalnız gideceğim.

 Günbatımına kadar dönmezsem ordu Roma'ya yürüsün.

 Altına boğuldum.

 Biliyor muydun?

 Bu olayı hatırda tutmak için 30 gün kutlama yapılmasını emrettim.

 Derhal git buradan, Commodus! Hayatını hala bağışlayabilecekken git! Tanrıların vebayı bana neden gönderdiklerini sonunda anladım.

 Kıtlık vardı.

 Bir sürü fare vardı.

 Sonra tanrılar fareleri azalttı.

 Commodus, ordu şehrin kapılarına dayandı.

 Eğer günbatımına kadar dönmezsem, lejyonlar Roma'ya saldıracak.

 Sana her şeyi sunmuştum Ama sen hala bana karşı dikiliyorsun.

 Tanrı olabilirdin Commodus, bir kılıç al da göstereyim sana! Asıl ben sana göstereceğim, ne kadar Tanrı olduğunu! Senatoya başvuracağım.

 Aralarında imparatorluğu hala seven birileri kalmış olmalı.

 Seni sevmiştim Levius.

 Ama şimdi ölmen gerekiyor Tanrıların gülebileceği türden bir eğlence bu.

 Bana bir zamanlar tanrıların kahkahalarını asla duymadığını söylemiştin.

 Dinle Dikkatle dinle.

 Şanlı Sezar! Lucious Eileus Maurilius'un adıyla, Commodus Ogastus Pius Felix, tüm dünyayı barıştıran, mağlup edilemez! Mağlup edilemez! Romalı Herkül, Yüce koruyucu, İmparator, ülkenin babası! ve şimdi de İran Fatihi! Tanrı Sezarımızdan, bir şeye izin istemek için yalvarma amacıyla buraya toplandık.

 Bugünden itibaren, Roma İmparatorluğu olarak adlandırılan imparatorluğumuza, Roma İmparatorluğu demeyelim, Commodus İmparatorluğu diyelim.

 Roma Kenti olarak adlandırılan kente de Commodus Kenti diyelim.

 İzin verilmiştir.

 Galius Levius aramızda.

 Galius Levius konuşmak istiyor mu?

 Konuş.

 Roma'nın saygıdeğer koruyucuları, Ne yaptığınızı zannediyorsunuz?

 Neye dönüştünüz böyle?

 Siz senatosunuz, Roma halkının senatosu.

 Roma'nın sesi! İmparatorluğun vicdanısınız! Ayağa kalkın! Ve kendinizi bu adamdan kurtarın! İmparatorluğun hayatını tehlikeye atan bu adamdan kurtulun! Kuzey ordusu Roma kapılarında.

 Ordu sizi destekleyecektir.

 Hain! Hain! Susturun şunu! Tutuklayın! Sezar'dan mesaj var! Sezar'dan mesaj var! Komuta değişti! Komuta değişti! Galius Levius, komutanınız değil artık! Yeni komutanınız Sezar, Sezar'ın kendisi! Altın, altın! Sezar, Roma'nın askerlerine altın gönderdi! Altın, altın! Her bir askere 3000 dinarlık altın var! 3000 dinarlık altın! 3000 dinarlık altın! Her adama! Her bir adama 3000 dinarlık altın dağıtmak için dünyanın bütün altınları bile yetmez! - 3000 dinarlık altın mı?

 - Bak işte, geliyor! Görüyor musun Levius?

 Hayat, olması gerektiği gibi akıp gidiyor ve hiçbir ordu da Roma'ya yürümüyor.

 Yeni Tanrımız, Sezar insan kurbanlar istiyor.

 Sen, ve şu diğerleri ilk kurbanlar olacaksınız.

 İşte sizin büyük Roma ordunuz.

 Bir avuç altınla atın alındı.

 Daha ne bekliyoruz?

 Gidip payımızı alalım.

 Levius'a bunu nasıl yaparsın?

 O'na hizmet ettiğin bu kadar yıldan sonra bunu nasıl yaparsın, Victorinus?

 Döktüğün onca kana, ölen onca yoldaşına bütün bunları unutup bir köşeye mi atacaksın?

 Artık bizim zamanımız geldi.

 Zaman mı?

 İhanet zamanı mı?

 Asker kaçakları! Biz, kaçak değiliz! Sezarımıza itaat ediyoruz.

 Sezarınız Sezarınız sizi satın alıyor! Eğer o altına dokunursan sen bir vatan hainisin! Hainsin! Bana hain mi diyorsun?

 İsyana önderlik ediyordun! Bolivius! Bolivius! Kaç, Lucila.

 Kendini kurtar.

 Bu, olamaz Bu, babamın ordusu değil Neye dönüştüler böyle Ölüm ve karanlıktan başka bir şey kalmadı Çabuk kaç buradan Lucila.

 Bolivius! Ağlamanın hiçbir faydası yok.

 Bütün bu olan biteni anlamıyorsun, değil mi?

 Eski günlerde, savaşlardan elde edilen altının birazı lejyonlara verilirdi.

 Ama senin baban onu kesti Büyük bir adamdı Ama bu yeni Roma ile her şey değişti.

 Berilus, Berilus, bana yardım et.

 Yardım et.

 Sevdiğim adamı kurtarmak için bana yardım et.

 Kardeşimi öldürmeni istiyorum.

 Sana para veririm.

 Mücevherlerimi Neyim var neyim yok veririm.

 Bu dünyada, aşkımdan başka hiçbir şey kalmadı benim için Bu dünyada bir adamın kendi oğlunu öldürmesi için ödenecek yeterli para yok.

 Oğlun mu Annem Annem seni sevmişti.

 Evet, sevmişti.

 Ben de onu sevmiştim.

 Bu bir yalan! Bu bir yalan.

 Hayır, Commodus.

 Bu, gerçek.

 - Bu bir yalan.

 - Sen, asla Sezar olmamalıydın.

 Sen, Marcus Auelius'tan doğmadın.

 Bu bir yalan.

 Ben onun oğluyum.

 Ben bir imparatorum.

 Marcus Aurelius benim babamdı.

 Sen benim babam değilsin! Oğlum Sen benim oğlumsun.

 Oğlum Sen benim ilk günahımsın.

 Hayır! Oğlum

Roma'nın tanrıları

imparatorluğunuz ölüyor!

Dünyanın büyük ülkesi sönüyor! Roma halkı! Roma halkı!

Çabuk!

Çabuk, Leviusuna koş.

 

Söyle ona,

İmparatorluk hırsızlarla dolu.

 

Bizi soydular!

En değerli hazinelerimizi çaldılar!

İhtişamımızı

Şerefimizi

bilgeliğimizi, onurumuzu Roma halkı! Haykırın! Ölüm, yakında!

Görmezler

Duymazlar

Karanlıkta bekleyen çakallar duyar sadece

Kapkara göklerde uçan akbabalar duyar sadece

Ağla Yasını tut

Yasını tut ki o büyük ülke artık yok

Elini ver bana Levius

Uğruna savaştığımız her şey gitti

Üzüntülerimizden başka bir şey kalmadı

Biz varız! Biz varız! Sezar geliyor! Onu da zincirleyin! Neden geldin, Lucila?

 Yaşayabilirdin Seni seviyorum, Levius.

 Biz, birbirimizin parçasıyız.

 Sen yaşamazsan ben de yaşamam.

 Commodus! Commodus! Babam Marcus Aurelius, öldüğü zaman, bana bir meşale verip, beni şüphesiz bir Sezar olarak selamlamıştın.

 Bunu unutmayacağıma yemin etmiştim.

 O yüzden sana borcumu ödeyeceğim, Galius Matheus Levius.

 Birçok defa arenada dövüştüm.

 Ama diyorlar ki hiçbir gladyatör Sezar'ı öldürmeye cesaret edemez.

 Tanrıyı Sadece sen cesaret edersin.

 Eğer benimle şimdi dövüşürsen, bütün dünya, bu borcun ödendiğini bilmiş olacak.

 Öldür beni, ve serbest kal.

 Victorinus, Her kim canlı kalırsa kalsın, güç sende artık.

 Ordu senin.

 Beni Sezar yap.

 Sana bir milyon dinar değerinde altın veririm.

 Birbuçuk milyon dinar.

 Levius, dikkatle dinle.

 Tanrıların kahkalarını duyuyor musun?

 Yakın onları! Yakın onları! Yakın onları! Yakın onları! Levius! Levius! Levius! Levius! Gidin, altını alın.

 Voltron, kurtar bizi! Yok et hepsini! Yok et hepsini! Selam sana Levius! Selam sana Sezar! Komuta artık bizde, Levius.

 Roma bizim.

 Tahtı al.

 - Sezar ol.

 - Galius Matheus Levius, İnsanlar seni istiyor.

 İmparatorluk sizin.

 Levius

Bu, sizler için hiç iyi olmaz.

 Çünkü ilk resmi icraatım, sizi çarmıha germek olacak.

 Roma tahtı için iki milyon dinar?

 Roma tahtı için iki milyon dinar mı?

 İki buçuk milyon dinar.

 İki milyon yedi yüz elli bin dinar.

 - İki milyon sekiz yüz bin.

 - İki milyon dokuz yüz bin.

 En büyük imparatorluğun tahtı için, Mısır tahtı için, dünyanın hakimi için  hayır, daha fazlası gerek! Roma İmparatorluğu tahtı için üç milyon dinar!

Bu, Roma İmparatorluğu'nun çöküşünün başlangıcıydı.

 Büyük bir uygarlık  kendi içinde parçalanmadıkça, fethedilemez  

 

En Son
Sonraki Yazı
Next Post »

Benzer Yazılar