Kayıtlar

Translate

Fail Safe (1964)

Bu filmi görmediyseniz seyredin. Kurgusu ve  konusu da muhteşem. Geniş Bilgi İçin https://en.wikipedia.org/wiki/Fail_Safe_(1964_film) Başlangıçtaki Önemsiz Olay : Askeri bilgisayardaki küçücük bir elektronik parça arızası ve sistemsel bir hata. Büyüyen Devlet Krizi : Soğuk Savaş döneminde yaşanan bu ufak teknik hata yüzünden, Amerikan bombardıman uçaklarına yanlışlıkla "Moskova'yı bombalayın" emri gider. Amerika Başkanı ve Sovyet liderleri, yanlışlıkla başlayacak bir dünya nükleer savaşını önlemek için zamana karşı yarışmak zorunda kalır. Konusu: Amerika Birleşik Devletleri Hava Kuvvetleri Tuğgenerali Warren Black , nükleer strateji konusundaki uzmanlığı ve ateşli anti-komünizmiyle tanınan siyasi danışman Dr. Groeteschele'nin başkanlık ettiği bir Pentagon konferansına katılmak üzere Washington, DC'ye uçtu. Bir önceki akşam bir akşam yemeğinde, ABD ile Sovyetler Birliği arasında çıkacak bir nükleer savaşın insanlığı yok edeceği korkularını reddetti . Ona göre, ...

Beyaz Perdeden Dijital İnanca: QAnon Anlatısının Sinematik Kodları

"QAnon'un karmaşık mitolojisini oluşturan ve bu dijital kültün hem açık hem de gizli şekilde beslendiği sinematik eserler nelerdir?" sorusu etrafında konuya giriş yapalım. QAnon, modern dünyada bireyin anlam arayışını popüler kültürün tüketilebilir imgeleriyle birleştirerek eleştirel düşünce yetisini felç eden bir yapıya bürünmüştür,. Bu hareket, sinema filmlerini sadece kurgusal birer eğlence aracı olarak değil, "Derin Devlet" / Deep State tarafından saklanan gerçeklerin şifreli birer itirafı veya mitsel birer kanıtı olarak okur,. Kaynaklar, QAnon'un teolojisini ve dünya görüşünü inşa ederken kullandığı temel filmleri ve bu filmlerin nasıl manipüle edildiğini şu şekilde detaylandırmaktadır: I. Gerçekliğin İnşası ve "Uyanış" Filmleri QAnon destekçileri, kitlelerin ana akım medya tarafından uyutulduğuna inanır ve bu durumu açıklamak için bilimkurgu sinemasının metaforlarına sığınırlar. The Matrix / Matris (1999): QAnon mitolojisinin en ...

Altyazılı Film Seyretmenin Zararları

  Çok film seyreden biriyim. Ancak altyazılı film seyretmenin bilgi dünyama çok az bir şey kattığını söylemeliyim. Bunun nedeni konusunda biraz araştırdım. Şu bilgilere ulaştım. Altyazılı filmlerin hafızada dublajlı filmlere göre daha az yer tutması veya daha çabuk unutulması, tamamen beynimizin bilgiyi işleme ve dikkatimizi bölme şekliyle ilgilidir. Psikoloji ve nörobilimde (beyin bilimi) bu durum "bilişsel yük" ve "çift kodlama teorisi" gibi kavramlarla açıklanır. Teknik açıdan beynimizin altyazı okurken neden zorlandığını ve bunu neden daha çabuk unuttuğunu şu başlıklarla açıklayabiliriz: 1. Bölünmüş Dikkat (Split Attention Effect) Beynimiz bir filmi izlerken iki temel duyu organını kullanır: Göz (görsel) ve Kulak (işitsel). ·         Dublajlı filmde: Kulağınız konuşulan dili doğrudan anlar. Gözleriniz ise sadece ekrandaki aksiyona, oyuncunun yüz ifadesine, renklere ve detaylara odaklanır. Beyin iki duyuyu paralel ve rahatça işle...

'Havari' (The Apostle)

  Ruhun Çatlaklarından Sızan Işık: Havari ve Kusurlu Hizmetin Gizemi " Sinema tarihindeki en karmaşık din adamı portrelerinden biri olarak kabul edilen 'Havari' (The Apostle), bir adamın hem günahkâr hem de aziz olma mücadelesini sarsıcı bir dürüstlükle ele alır. " Filmin merkezinde, karizmatik, yerinde duramayan ve 'İsa'nın vaaz makinesi' olarak tanımlanan Pentekostal vaiz Euliss "Sonny" Dewey yer almaktadır. Sonny’nin hayatı, ayrı yaşadığı karısının bir kilise büyükelçisiyle ilişkisi olduğunu öğrenmesi ve öfke nöbeti sırasında adamın kafatasını bir beyzbol sopasıyla parçalamasıyla tamamen altüst olur. Bu trajik olaydan sonra kasabadan kaçan Sonny, bir nehir kenarında kendi kendini vaftiz ederek "Havari E.F." adını alır ve geçmişini geride bırakarak Louisiana'nın bataklık bölgesinde yeni bir hayata başlar. Orada, yıkılmak üzere olan eski bir kiliseyi ("Bir Yol Gösterici" Kilisesi) emekli bir siyah rahibin yardımıyla yen...

Küllerinden Doğan Ruh: Çöküş Anında İlahi Müdahale ve İnsan Psikolojisi

  " İnsanın kendi gücünün tükendiği ve ruhsal bir uçurumun kenarına geldiği anlar, aslında Tanrı'nın sessiz ama derinden müdahale etmeye başladığı kutsal kavşaklardır. " Kaynaklarda bu tema, özellikle karakterlerin hayatlarının tamamen enkaza döndüğü ve kendi kimliklerini yitirdikleri noktada ilahi bir lütufla karşılaşmaları üzerinden derinlemesine analiz edilir. Bu durumun en çarpıcı örneği, Robert Duvall’ın hem yazıp yönettiği hem de başrolünü oynadığı "Havari" (The Apostle) filmidir. Baş karakter Euliss "Sonny" Dewey, hayatını Tanrı’yı anlatmaya adamış bir Pentekostal vaiz olmasına rağmen, öfkesine yenik düşüp eşinin sevgilisini yaraladıktan sonra her şeyini—ailesini, kilisesini ve saygınlığını—kaybeder. Sonny’nin bu çöküşü, onu kaçmaya ve kendini bir nehirde yeniden vaftiz ederek "Havari E.F." ismini almaya zorlar (Havari, sayfa 949-950). Psikolojik açıdan Sonny, narsisistik bir yaralanma ve ağır bir vicdan azabı içinde kıvranırken, T...

Gümüş Ekranın İlahiyatı: Filmlerde Tanrı’yı Aramak ve Bulmak

" Sinema sanatı, sadece bir eğlence aracı değil, aynı zamanda insanın Tanrı ile olan ezeli diyaloğunun modern bir yansımasıdır. " Yüklenen kaynaklar, teoloji ve sinema arasındaki bu derin bağı iki temel eser üzerinden incelemektedir. İlk kaynak, orijinal ismi "God in the Movies: A Guide for Exploring Four Decades of Film" olan ve Türkçeye "Filmlerde Tanrı" olarak çevrilmiş, Robert K. Johnston ve Catherine M. Barsotti tarafından kaleme alınmış kapsamlı bir çalışmadır,. İkinci kaynak ise yine aynı yazarlara ait olan, orijinal adı "Finding God in the Movies: 33 Films of Reel Faith" olan ve "Filmlerde Tanrı'yı Bulmak" başlığıyla Türkçeye kazandırılan eserdir. Her iki metin de Hollywood yapımlarından dünya sinemasına uzanan geniş bir yelpazede, filmlerin içindeki manevi bilgelik kırıntılarını ve ilahi gerçekleri ortaya çıkarmayı hedefler. Yazarlar, teolojiyi "etkileşimsel" bir süreç olarak tanımlayarak, bir yanda Kutsal K...