Altyazılı Film Seyretmenin Zararları
| ![]() ![]() ![]() |
Çok film seyreden biriyim.
Ancak altyazılı film seyretmenin bilgi dünyama çok az bir şey kattığını
söylemeliyim.
Bunun nedeni konusunda biraz
araştırdım. Şu bilgilere ulaştım.
Altyazılı filmlerin hafızada
dublajlı filmlere göre daha az yer tutması veya daha çabuk unutulması, tamamen
beynimizin bilgiyi işleme ve dikkatimizi bölme şekliyle ilgilidir. Psikoloji ve
nörobilimde (beyin bilimi) bu durum "bilişsel yük" ve "çift
kodlama teorisi" gibi kavramlarla açıklanır.
Teknik açıdan beynimizin
altyazı okurken neden zorlandığını ve bunu neden daha çabuk unuttuğunu şu
başlıklarla açıklayabiliriz:
1. Bölünmüş Dikkat (Split
Attention Effect)
Beynimiz bir filmi izlerken iki
temel duyu organını kullanır: Göz (görsel) ve Kulak (işitsel).
·
Dublajlı
filmde: Kulağınız konuşulan dili doğrudan anlar. Gözleriniz
ise sadece ekrandaki aksiyona, oyuncunun yüz ifadesine, renklere ve detaylara
odaklanır. Beyin iki duyuyu paralel ve rahatça işler.
·
Altyazılı
filmde: Gözünüz ikiye bölünür. Hem sahnedeki aksiyonu takip
etmek hem de ekranın altındaki yazıları okumak zorundadır. Beyniniz sürekli
olarak yukarı (görüntü) ve aşağı (yazı) arasında çok hızlı mekik dokur. Bu
durum bölünmüş dikkat yaratır ve detayların hafızaya kaydedilmesini
zorlaştırır.
2. Aşırı Bilişsel Yük
(Cognitive Overload)
Beynimizin bilgileri geçici
olarak tuttuğu yere "çalışma belleği" (working memory) denir.
Bu belleğin kapasitesi sınırlıdır.
Altyazı okurken beyniniz şu işlemleri aynı anda yapar:
1. Harfleri görür ve kelimeleri deşifre eder.
2. Cümleyi kendi diline tercüme edip anlamlandırır.
3. Kulağından gelen yabancı dildeki ses tonunu işler.
4. Ekrandaki hızlı aksiyonu yakalamaya çalışır.
Beyin bu süreçte o kadar çok
enerji harcar ki, bilgiyi geçici bellekten uzun süreli hafızaya (kalıcı
belleğe) aktaracak zamanı ve enerjiyi bulamaz. Yani film bittiğinde beyin derin
bir "oh" çeker ama sahneleri kalıcı olarak kaydetmemiştir.
3. Çift Kodlama Teorisinin
Bozulması (Dual-Coding Theory)
Bilim insanı Allan Paivio'nun teorisine göre, bir bilginin hafızada en
güçlü şekilde kalması için hem görsel hem de işitsel olarak aynı
anda ve uyum içinde kodlanması gerekir.
·
Kendi
dilinizde bir film izlerken oyuncunun "Kaç!" diye bağırdığını hem
duyar hem de yüzündeki korkuyu görürsünüz. Bu çift kodlamadır ve çok güçlü bir
anı bırakır.
·
Altyazılı
filmde ise "Kaç!" kelimesini görsel bir yazı olarak okursunuz.
O sırada kulaktan gelen yabancı ses (örneğin İngilizce "Run!")
beyniniz için anlamlı bir işitsel kod oluşturmaz. Yani beyin hem görüntüyü hem
yazıyı görsel olarak işlemeye çalışır. İşitsel kanal boşta kaldığı veya yabancı
sesle bulandığı için hafıza kodu zayıf kalır.
4. Duygusal Bağın ve "Göz
Temasının" Kopması
Hafızayı güçlendiren en önemli
şey duygulardır. Bir oyuncunun gözlerindeki korkuyu, öfkeyi ya da mikro
ifadeleri (yüz kaslarının anlık hareketlerini) yakaladığımızda o sahne
zihnimize kazınır.
Siz ekranın altındaki altyazıya odaklandığınız o yarım saniyede, oyuncunun
yüzündeki o can alıcı duyguyu kaçırırsınız. Yazıyı okuyup anlamı çözersiniz ama
sahnenin hissi (duygusal şoku) beyne tam olarak geçmez. Duygu eksik olunca,
hafıza da o sahneyi "önemsiz" ilan edip siler.
Özetle;
Farz edelim bir filmi çok önce altyazılı izlediğinizde
beyniniz harika dövüş sahnelerini izlemek ile yazıları yakalamak arasında bir "işlemci
savaşı" verdi. Yazıları anlamaya odaklandığı için filmin görsel
detaylarını kalıcı hafızanıza yazamadı. Bu yüzden filmi şimdi tekrar izlemek, bizim
için neredeyse tamamen yeni bir deneyim gibi oluyor!
Çok önceleri izlediğiniz bir filmi
yeniden izledikten sonra, bu teknik nedenlerin haklı olup olmadığını ekrandaki
detayları ne kadar fark ettiğinizden anlayabilirsiniz.
Son zamanlarda çok önemli
olduğunu düşündüğüm bir film dışında altyazılı film izlememek için sabır gösteriyorum.
Yabancı dil öğreneceğim diyenler için altyazılı filmin çok faydalı olacağını da
düşünmüyorum.
Bu meyanda, kulak sorunu ve
yabancı terimlerin çok konuşulduğu bir filmde ekstradan altyazıyı açmak
faydalıdır. Bu sayede bilgi kopukluğu yaşamazsınız.
Bu konuda farklı düşünenler
olabilir. Ancak yılların getirdiği tecrübem olarak yazdım.
Next Post »

| 

